way back into love

galiba ölüyorum..
film boyunca beni benden alıp,her yere götüren o müzikler,o senaryo..
ruhumun kayıp parçalarını yerleştiriyorum yerlerine..
bu benim için bir filmden daha fazlası..
ısrarla tavsiye ediyorum..

beatles dinlerken...

yapılası onca iş dururken, hiç birine başlamamayı tercih etmenin en önemli nedeni bence zaman bolluğu...yahu bu devirde hala zaman bolluğundan bahseden insan var mı?diye düşünüyor olabilirsiniz..bendeki tam olarak bollukta değil ama..karar veremiyorum artık ne yapsam acaba diye,boş zamanlarım var ve erteliyorum birşeyleri sürekli..
silkinip kendine gelme zamanıdır esra hanım artık..
vizelere kalmış şurda 2 hafta..çalışmam gereken yerler var elbet..başlamak lazım bir yerden ve düzene koymak için zamanı hep yoğun olmak gerekiyor sanki,ne kadar yoğun yaşarsan o kadar düzenli oluyor bence,kendime yeni uğraşılar bulmanın vaktidir diyorum..

eğlenceli olabileceğini düşündüğüm bir teklifte aldım,umarım olur..
drama kursumun 2. aşaması başladı geçtiğimiz pazar günü..emin adımlarla ilerlemeyi düşünüyorum bu konuda..
herkes gibi bende zevk aldığım işlerle uğraşmaktan gayet hoşnutum..
bahar gelmese de bahar depresyonu yavaş yavaş yaklaşıyor sanırım..kendime bulacağımı umut ettiğim meşguliyetimle atlatacağım,hiç yakalanmadan..(umarım)
şimdilik böyledir benden.. bu resim nerden çıktı derseniz,ismi esra :)
tanışın istedim sadece ;)


gezegen margo ;)

2,5 senedir gerçekleşmesi beklenen fakat bir türlü denk düşüpte gidilemeyen sınıf gezisine sonunda gitmeyi başardık..bir hafta öncesinden bütün herşey ayarlandı..ve bu sabah saat 08:00 itibariyle malum eğitimin önündeki durakta toplaşıldı..otobüsün duracağı 3 nokta belirlenmişti..kalan 2 noktaya da uğrayıp ekip toplandı..herşey gayet eğlenceliydi..
istikamet sümela manastırı,ileri!
komutuyla maçka geçildi ve sümela ya vardık.. otobüsle sümelaya tırmandık ve otobüsün devam edemeyeceği yerde inip tabana kuvvet yürümeye koyulduk..aman diyim herkesin elinde bir makine sağa dön bir poz sola dön bir poz..bir nevi fotoğraf krizi yaşadık..



Manastırın güzelliğine, yükseklerdeki karlı görüntülerde eklenince insanın doğaya duyduğu özlem hissettirdi kendini..




yarısına bahar gelmiş yarısı hala karlar altında..bir yandan gürül gürül akan sular,bir yanda mor sarı çicekler,bir yanda karlı tepeler...ahh diyorsun yaşanılası yer..

gerçektende gidip oradaki bungalovlarda konaklamak lazım..
bir sabah o doğayla günaydın demek lazım güne..
eğer gitmek isteyipte tereddütte kalanlar varsa lütfen tereddütü bırakıp ziyaret edin oraları..
manastırın bir kısmı restorasyon çalışmaları yüzünden kapalıydı lakin açık olan yerler bile yeterliydi gezmek için...


...


manastır dönüşü birde Boztepe'ye çıktık ki sınıfla 2 semaver çay bana mısın demedi..gerçekten güzel bir gün geçirdim sınıfımla..
yorgunluğumda cabası..
birazda heyecan var..akşamki milli maç için..
bu arada reklama gerçekten bayıldım demeliyim..
"komşuya verdiğimiz rahatsızlıktan ötürü özür dileriz.."
kırmızı beyaz forma bize bir kez daha çoşku yaşatır umarım...birde rakip yunanistan olunca daha bir arzu ediyor insan galibiyeti..


bekliyoruz bakalım..


sonra yarın drama kursumun 2. kuru başlıyor.. eğlence sınırlarını zorlayacak yine belliki.. yılmaz hocayıd, özlem hocayı da çok çok özlemiştim zaten..hasret bitiyor..serum yine birarada :)

hepi börtü tu yu gigim..

sevgili gigim..


bugün 23 mart 2007..

3. senedir seni kucaklayıp o sıcacık küvezden ben çıkarıyorum.. yada o pencerenin ardında varlığına ben şükrediyorum gibi…
eğer sana benziyorsa baban,nasıl sevinmiştir seni ilk kucağına aldığında…
ilk adımlarını atarken yada ilk anne derken nasıl mutlu etmişsindir çevrendekileri..
kol kola girip tezahürat ettiğiniz ilk maçta baban mutlaka şükretmiştir bir oğlu olduğuna …
şimdi bende kaldırmış ellerimi havaya varlığına şükrediyorum sevgili gigim..
3 yıldır mutlu anlarımı en mutlu kılan yüzündeki o gamzesiz ama güzel gülüşünle daha nice yaşlarında benimle olursun umarım..

ilk günlerde sen şimdiki ben kadardın "wayy bea"...
pasta yok bu doğum gününde..kameradan pasta kesme işi güncelliğini yitirdi artık.. hem malum ben sıkılırım tekrarlardan..


o zaman şarkı söylemek lazım avaz avaz...
yandaki dizeleri bestesiyle hayal et lütfen birde ses eklemek için uğraşmıyım dimi ama :)
daha eğlenceli olsun isterdim bu yazı ama olmadı sanki..fazla duygusal oldum :)


24

?...!

bu bloggerda bir sorun var ama hayırdır diyerek başlıyorum yazıma..

başa dönmesemde geri adımlar mı atıyorum acaba?... kimbilir belkide öyledir..
öyle ya bende bilmezsem kim bilecek bunu..
biraz hareket istiyorum yahu..bu kadar mı zor,tutupta daha önce yapılanların üzerinde bir şey istemiyorum elbette..lakin hani monotonlukdan bende sıkılıyorum,tıpkı diğer insanlar gibi..

o yüzdendir ki sana uzak kal benden diyorum bazen,ya da bana farklı bir şık getir artık..
a) değil
b) değil
c) değil
d) değil
e) değil
ama eğer elinde f lerin varsa yada g lerin,kimbilir belkide h lerin bile var..bende tükendi harfler z ye kadar,hatta ingiliz alfabesinin harflerinden bile kullandım..
bekliyorum gayet normal bakışlarla semayı süzerek..
aa kuş uçtu desen bile şaşıracağım belkide..
yapma margo bu kadar da sıkıldın mı benden diyorsun sanki..
haklısın bu kadar sıkılmadım senden,
hastalığın malum rehaveti içinde böyleyim belki..geçer belki ,geçer elbet ,üzülmene gerek yok aslında..annenden sıkılmazmısın bazen,öyle benimkide...

hapşuuuh..

GRİP: 1-0 :BEN
bugün yatakla bütünleşmemin 4. günü..hala atlatamadım şu gribi.aslında hikayenin taa en başına dönersek..
sinema çıkışı burger kingden nasiplenilen karamelli dondurma ve tıpkı şairin dediği gibi "beni bu havalar mahvetti."
hemen ardından o gece neredeyse yarı baygın geçirilir..sonra doktorun yolu boylanır.doktor tanıyı koyar viral bir enfeksiyon.. yahu zaten benim gibi hastaya başkası yakışır mı.. pc me virüs bulaşırda bana bulaşmazsa olur mu.. teknoloji bu.. hem hayat müşterek,pcler ve bayanlar eşittir :) (hastalığın etkisiyle ne dediğimi bilmiyorumdur..)
hastalık sonradan gribe çevirrmiş,hapşu öhö öhö sesleri evin duvarlarında çınlamaktadır.inanın kendi resmimi koymayı çok isterdim lakin korkupta bir daha bloguma gelmemenizden korktum..zaten normal halimde neredeyse 1 deri 1 kemik olan ben biraz daha zayıflayıp halsizleşip sadece kemik kaldım da..

çeperlenmiş hücrelerim..

hazırladığım listeden şarkılar karışık şekilde akıp giderken green day "wake me up when september ends" diyor..

birşeyler yazmaya karar vermiş lakin ne yazacağına henüz karar verememiş olarak oturuyorum da bilgisayarın başına,yazıyorum da aklıma gelmiyor hala birşey..

bu yazdıklarımın sizi etkileme yüzdesi %7 imiş bugün onu öğrendim mesela iletişim dersinde..

kakawimi nasıl özledim birde onu anımsıyoum sık sık bu aralar,sadece kakawimi değil dafniamı,çeripe'mi..

uzaklıkların beni nasılda yıprattığını düşünüyorum sonra..sevdiklerim hep uzakta..zamanla yakındaki insanları da sevmeyi öğreniyorum ama..ne kadar başarabiliyorum..

["sen hep benimsin" fonda değşen şarkı..]


geçen gün akşamın bir saati olmasına rağmen sanki yazdan kalmışlık vardı havada..eğitim beni geçmişime taşıdı yine..sanki Ulaş'ı görcekmişim gibi,sanki dersten çıkmışta arıycakmış beni gibi.."obamdayız biz gelsene"..

ama kimse yoktu,eğitimde o ılık esen rüzgarla kendimi yapayalnız hissettim..

[ulaş eminim bu yazıyı okuduğunda sevineceksin, "benden hiç bahsetmiyorsun" diyip duruyordun]


geçmişte bir tur daha atıyorum..eski bir dostumla msnde konuşuyorum,eskiden kalma halledilmeyen olaylar üzerine bir sohbet..üzülüyorum biraz..

yaşar kurt "hani baba gene yap" çalarken bende lisede bu şarkıyı nasıl değiştirdiğimizi anımsıyorum..

lisede bambaşkaydı hayat,kücüçük şehir derdik karabük'e..halbuki yalanmış..düşler kadar büyürmüş insan..düşler kadar yaşarmış..

şimdi bir ayakları topal düşlerimin..her seferinde aynı kelimeler belki ama ağlayacak omuzlar yok yada ders dönüşü koşa koşa inilecek bir yokuş yok..ne yokuşlar var belki ama golüm yok yanımda..

göz yaşı dökülecek platonik bir aşkımda yok artık..yıldızlara bakıp onu düşünecek..(sevinmelimiyim ,üzülmelimiyim..)


bir dostumun tavsiyesi üzerine bendeniz "biri var" diye bir şarkı dinliyorum..sözler hoş gerçekten..(tarzım olmasa bile,arkadaşımın durumuna uyabilecek bir şarkı)


bakalım başka neler var elimizde..

hafta sonu için 3 sözlü mülakat kasedini yazıya geçireceğim.. hihi sorumluuk almak fazlasıyla hoşuma gidiyor..


ve işte son zamanlarımın en çok dinlenen şarkısı "girlfriend" avril bacımdan :) fazlaca eğleniyorum şarkıyı dinlerken..

he wasn't&girlfriend






bronzlaşmak..

beyaz fonda istediğim rengi kullanamıyordum rahatça..
değişiklik yapayım dedim..
lakin köyümün resmi de gitti ve nasıl koyacağımı da bilmiyorum..
sonra sevgili kenny'ide yolladım artık evine.. benim blogu beklemekten sıkılmıştı eminim o da..
saatimde gitti .. belki koyarım yeniden.. bu haliylede pek sevdim blogumu..
yorumları bekliyorum..
bakalım sizler ne diyorsunuz..
umarım içiniz kararmamıştır..
renkleri olabildiğince canlı tutmaya çalıştım ama ne de olsa siyah fon ..


ben bu yaz bronzlaşmak
kendimle uzlaşmak
yer yer yozlaşmak
uzaklaşmak istiyorumm

içimdeki tıkırtılar..

kısa kısa
Sevgili lazialeden sonra hepimiz başladık bu yazı stilini kullanmaya..
Kendisi nokta nokta olarak adlandırmıştı yazılarını..bugün bende bu tarz bir yazı yazayım dedim.(daha önce de denemiştim elbette).bir ismi olmalımıdır illaki bilmem ama bir isim koyayım bende..
içimdeki tıkırtılar..

Acil eylem planlarım
Uzunca bir zamandan beri boş kaldığım anlarda acil eylem planları tasarlıyorum kafamda..mesela ters şeridi kullanan arabayı görüyorum ve sonra karşıda okuldan çıkan çocuğu görüyorum ve düşünmeye başlıyorum.bu araba bu çocuğa çarpsa nasıl davranırım,ne yaparım nereyi ararım..
Planlarımdan en sonuncusunda ise ben minibüsteydim arkadaşımsa elinde paketleriyle indi.ama minibüsün konumu itibariyle arkadaşımın arkadan gelen arabayı görme şansı oldukça azdı.o an ona araba çarpsa neler yapacağımı düşündüm..içimden çığlıklar attım,şoföre durması için bağırdım.. ve ambulansı arayıp bulunduğumuz konumu söyledim..

Bu yazımı okuyanlar nedir bu kız,felaket habercisi mi diyebilirler,ama sanırım bir savunma mekanizması,ya da kendimi alıştırmak bir şeylere..hayatın garipliklerini gördükçe bende kendimi bu garipliklere hazırlamayı öğreniyorum.

Gökyüzündeki melek
Geçen akşam tek başıma sinemaya gittim,sinema çıkışı "haribo"ya gidip ödüllendirdim kendimi,cici cici şekerler alarak..
Sonra eve dönerken bir arkadaşımla karşılaştım minibüste,hava garipti biraz,sabah ki havanın tersine,sanki yağmur yağacak gibiydi.
Kafamı kaldırıp gökyüzüne baktığımda sanki bir melek şekli belirmişti bulutlardan..
Gerçekte nasıl olduklarını bilmeden insanoğlunun tasarımına dayanan melekler gibi kanatları vardı ve sevimli sanki 5 yaşındaymış gibi yüzü,tombul yanakları vardı..lacivert beyaz görünmesine rağmen bana pembe ve altın renginde bir elbisesi varmış gibi geldi..
Galiba iyice garipleştim ben..


Dahiyane fikirlerim
Bugün matematik öğretimi dersindeydik,konumuzda düzlemdi..çocuklara düzlemi nasıl anlatabileceğimizden bahsettik biraz,hoca örnekler veriyordu.. bende dayanamadım atladım hemen : ben bu konuyu anlatırken sınıfa çarşaf getircem :)
Hoca :evet olabilir..
Ben : tabii ki olur hocam hatta çocuklar tutup çarşafın uçlarından gerince eğlenirlerde : )
Bununla da sınırlı kalmadık,sonra düzlemsel şekil i anlattık.. bendeniz yine gayet bilmiş bir şekilde ayı çarşafın üzerine örüntü bloklarını yapıştırtırım dedim..
Hoca sanki benden bıkmış gibi bir bakış attı..
Napıyım yahu bendeki fikirler fazlasıyla yaratıcı,daha ne numaralarım var, lakin kendi öğretmenliğime saklıyorum..







bu seferde böyle olsun yazımız..

~21~


kırmızı pabuçları duruyor başucunda
başı düşmüş yastığa uyuyor mışıl mışıl
e bebeğim ee ee ee
minik minik kolları
düşmüş iki yanına
dalmış pembe düşlere
dünyalardan habersiz
günlerin getirdiği mutluluk olsun sana
sevdiğin ve sevildiğin bir hayatı sür
bebeğim
günün günden güzel olsun
minicik yastığını
paylaşmış bebeğiyle
alacaklarmış gibi sarılmış elleriyle
günlerin getirdiği mutluluk olsun sana
sevdiğin ve sevildiğin bir hayatı sür
bebeğim
günün günden güzel olsun
!!:iyi ki doğdum,gördün mü 21 oldum :)