BoooooMMMMM!!!!!

tıpkı yukardaki karikatür gibi..
bazen insanların benim iyiliklerime ya da tavırlarıma karşılık tepkileri aynen bu karikatürdeki gibi oluyor.. aynı dili konuşamadığım insanlar var etrafımda..ama bir gün anlayacaklar ki ben kazanacağım..
benim öne çıktığım ve onların susmayı tercih ettikleri zamanlarda aslında kaybedenin ben değil de onlar olduklarını görecekler,ya da şunu temenni etmeliyim işallah bir gün bunu görürler..

evet ben enerjiğim,seviyorum hareketliliği,içimde bir şey yoktur benim..gevezeyimdir ve dışımdadır her şey..gizlim saklımda yoktur kimseden..sinsilikleriyle övünen insanlar utanmalı bence..

umutlarım ve hayallerim hep kendime göre,kimseyi beklemiyor ve dahil etmemeye çalışıyorum hayallerime..sanılmasın ki bencilim,tam tersi kollarım açık kocaman,kucaklamak için herkesi..

ben görünen kadar güler yüzlü,çok sesli biriyim işte..
sus demeyin bana.. bende susarsam ses çıkmayacak çünkü...halbuki sestir canlılığın bir kanıtı da...
kısaca beni kendinize benzetmekten vazgeçin..ben çevrenizde iyilikler sunarken siz benim için akıl dilemeyin Allah'tan...

nasılda bunlar döküldü dilimden,nasıl da geçtiler zihnimden bilmiyorum ama..inanın ben bile farkında değildim bu kadar dolduğumun..

29Mayıs Salı 1453 - 29Mayıs Salı 2007



FETİH MARŞI


Yelkenler biçilecek, yelkenler dikilecek;


Dağlardan çektiler, kalyonlar çekilecek...


Kerpetenlerle surun dişleri sökülecek...


Yürü:


"Hala, ne diye oyunda oynaştasın?


Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın!


Sende geçebilirsin yardan, anadan, serden...


Senin de destanını okuyalım ezberden...


Haberin yok gibidir taşıdığın değerden...


Elde sensin, dilde sen...


Gönüldesin, baştasın:


Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın!


Yüzüne çarpmak gerek, zamanenin fendini,


Göster:

Kabaran sular nasıl yıkar bendini?


Küçük görme, hor görme, delikanlım kendini


Şu kırık abideyi yükseltecek taştasın;


Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın!


Bu kitaplar Fatih’tir, selim’dir, Süleyman’dır;


Şu mihrap sinanüddin, şu minare Sinan’dır;


Haydi, artık, uyuyan destanını uyandır!


Bilmem neden gündelik işlerle telaştasın?


Kızım, sende Fatihler doğuracak yaştasın;


Delikanlım, işaret aldığın gün atandan


Yürüyeceksin...


Millet yürüyecek arkandan;


Sana selam getirdim Ulubatlı Hasan’dan...


Sen ki burçlara bayrak olacak kumaştasın...


Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın!


Bırak, bozuk saatler yalan yanlış işlesin!


Çelebiler çekilip haremlerde kışlasın!


Yürü,

arslanım, fetih hazırlığı başlasın...


Yürü,

hala ne diye, kendinle savaştasın?


Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın!


Arif Nihat ASYA


"İstanbul fethedilecektir. o­nu fethedecek olan kumandan ne güzel kumandan ve o­nun ordusu ne güzel ordudur."

Hz.Muhammed Mustafa (s.a.v)

sick & tired :S

my love is on the line

yaza yaza YAZ geldi :)



balıkçı margo
dün beşirli sahile balık tutmaya gittik,aslında asıl gidiş amacım blaık tutanları yada tutanı yani zekiyi izlemekti..ama sonra "zeki bende atıyım mı oltayı,zeki ben çekiyim mi balığı.."derken baktım birden kapmışım ben bu işi yahu.. 4 tane balık tuttum .. maşallahh :)
her ne kadar bazen boş atıp yosun da tutsam,sonunda balık tutmanın zevkine ben de erişebildim..bunun yanında güneşin batışına tanık olmak ta gayet güzeldi,olabildiğince fotoğraf çektim..en kısa zamanda olta almaya da karar verdim ayrıca dün...olay basit yaa..
margo bir olayın daha üstesinden geldi..
gündelikçi margo
sabahtan beri bir temizlik bir temizlik sormayın,bulaşıklar,kitaplar,masa,en son olarakta odamdaki halıyı parlatma maceram.. bir saatte halı sildim yahu..
iğrenç dip not: odamın halısına yapışan saçlarla kel bir amcama peruk yapılabilir :S böööggg..

neyse her yer pırıl pırıl oldu.. ve sanki final döneminde ders çalışmaya başlamadan önceki temizliği hatırlattı bu bana.. sanırım ders çalışmam gerektiğinin sinyalleri bunlar..yada
yaşasın bahar temizliği..


çifte sena
efendim bugünün perşembe olması itibariyle,özel dersim bulunmakta sena prensesle..ders çıkışı başka bir sena prensesle manga vega konseri söz konusu.. yaşları 10 olan bu senaların 3 yıl sonra yaşları toplamı kaçtır?(öğretmen psikolojisi mi ne??)

kampüste yaşam...

yaz gelince daha bir güzel oluyor her yer gibi bizim fakültede..kermesler başlıyor horonlar tepiliyor kolbastı oynanıyor terleyerek sıcacık güneşe inat..
"way bea nasılda betimleyiverdim birden :)" biz genelde köyümüz diye severiz ya fakülteyi..gerçi margo hanım her yere köy der buda ayrı bir günün konusudur ya..derslere girmek istemeyen o yaramaz kızın sesleri yükselir genelde böyle havalarda..


yaramaz kız üniversiteli olduğunu unutmuş,yandan bağlı saçlarıyla hava atar herkese.."aslında saçlarının hava atılacak bir yanı da yoktur ya :)"
kıpır kıpırdır duramaz yerinde şarkılar söyler bağırarak,bir kuple candan erçetinde bir kuple gökselden ..bahar şenlikleri hakkında çeşitli spekülasyonlarda hep bu güneşli günlere denk gelir niyeyse..
sonunda afişler asılır,manga ve vega ya ek olarak yeniden özlemtekin ve göksel peşi sırada da yine yeniden kenan doğulu gelecektir..
göksel'in sahne performansını gerçekten merak etsemde,beğenmesemde çığlık çığlığa tepineceğimden adım gibi de eminim :)
son olarak anlayan anlar..
kırk sekiz,doksan yedi,yirmi beş,üç..
:)
yirmi sekizz :)yiirrr miii sekizzzzz :)

papatyaa gibiyimm beyazz ve ince :)

yuppaa..
hayırdır işallah diyorum kendime..dengesizliğin de bu kadarı olur mu.. ucundan döndüm depresyonun.. bugunde bir mutluluk bir mutluluk..Allah sonumu hayır etsin..(amin)
ben laptoşun başında yazımı yazarken sevgili tv mizde nicer dicer reklamı var..(hani şu herşeyi 2dk da küçücük parçalara ayıran varyaa.. hıh işte o..)iyi bi ürün yani en azıdan soğan doğramak için ..yazık değil mi ağlıyoruz o kadar..
soğansız yemek düşünemediğimiz için..Eee Türk mutfağı olsun o kdr dimi ama ..
şimdi nicer dicerın yada soğanın papatya gibi beyaz ve ince olmayla nasıl bir alakası var dediğinizi duyar gibi oluyorum..
vee açıklıyorum..
alakası yokki..
sadece yazıya başlarken tanju okan dinliyordum.. ordan kaldı :)
ben pek severimde papatyaları :)
şimdi hem bu şarkının linkini hemde papatya resmini koyardım ama.. yok yok bu yazıda resim olmasın..bu yazımda okumayan anlamasın içeriği.. hoş okuyanda anlamaz ya ..ehehe :)
süper yazı oldu.. tam performans..

:)
afferimmm margoo kızıma :)

güzel BİR gün...

dün çok güzel bir gün geçirdim..hıdırellez dolayısıyla..
köy köy gezdik desek yeridir..
ama sadece bir köyde resimler çektim..onları koycam sadece.hıdırellez hakkında daha fazla şey yazmak isterdim elbette..lakin istemiyor hiç canım..

sonrası aynı aslında..hafif depresif halimle yaşama devam ediyorum.."bazen küser dünyaya ama sadece kendini üzer."(bundan da farklı aslında,üzülürken yalnız değilim..biliyorum..)

teoman tercüman olsa hislerime.."sen ve ben hep böylee olacağız git gide eriyip yok olacağız,yavaşşşş yavaşşşş..."sorma neden niçin..herşey yalnızlıktan..."


susuyorum...



fer ışıktır,name mektup,fername..

dün akşam Fername'deydim.

Ferhan Şensoy'u o kadar yaşlanmış gördüm ki,üzüldüm biraz,ama hala süperdi performansı..işin aslı boyununda bu kadar uzun olacağını düşünmemiştim hiç,evliya gibi maşallah..

sonrası geziyorum,tozuyorum,alışveriş yapıyorum..kısacası herşey güzel..

sonrası SUSuyorum..

su içmiyorum..

susuyorum...


gidiyorum dönmem bahardan önce..

yaşasın!!
hem annemi hem babamı,ben KÖYümü özledim derken sonunda aldım biletimi..gidiyorum...
trabzon karabük 15:30 koltuk numarası 33 pencere :)
hem kardeşimi görcem hem herkesi...
çarşamba akşamı burdan yola çıkcam,sonraki hafta cuma sabahı yeniden akçaabattayım..
görüldüğü üzere sayılı gün çabuk geçecek..
ama az görmek hiç görmemekten elbette ki çok çok iyidir...
zaman çok çabuk geçiyor sevdiklerinin yanında ve biliyorum ki yine öyle geçip gidecek..
kısacası beni bekleyin anacığımm,bayyy :)