güze özlem

belkide sonbaharın gelişini umut ederek bu renklere geçiş yaptım,temada kullandığım renkleri ve bir kaç ayrıntıyı değiştirince bu hale geldi blog..
yorumlarınız bekliyorum yeni hali için buranın ..

30 Ağustos Zafer Bayramı

Bugün 30 Ağustos 2007 ,şanlı zaferin 85. Yılı
Karabük’te sabahtan beri değişik zamanlarda müzik yayını yapılıyor,marşlar tüm çoşkusuyla Karabük sokaklarında yankılanırken bende evimde aynı çoşkuyla eşlik ediyorum marşlara..



Ankara’nın taşına bak,gözlerimin yaşına bak
Hain düşman meydan okur,şu feleğin işine bak
Pek şanlıyız….



TRT 1 de canlı yayınları takip ediyorum,Ankara’da hipodromdan yapılan canlı yayındaydı aslında tüm gözler..
Ben yine her 30 Ağustos’ta olduğu gibi Mehter Marşı’nı ayrı bir gururla dinledim.



Arş arş arş ileri ileri
Arş ileri, marş ileri
Dönmez geri Türk’ün askeri…
Sağdan sola,soldan sağa salla bayrağı düşman üstüne..



Bu zaferde azda olsa payı olan fakat şu anda ebediyete intikal etmiş bütün komutanların,askerlerin,sivil halkın ruhları şad olsun.
Türkiye Cumhuriyeti’nin aynı sınırlar içinde bağımsız yaşadığı,Türkçe’yi kullandığı,ay yıldızlı bayrağını dalgalandırdığı nice 30 Ağustoslar’a..

Sağlıklı günler..

B1 vitamininden zengin besinler:
Bulgur pilavı
Yulaf, çavdar, kepek ekmeği
Tam buğday ekmeği
Bamya
Tarhana çorbası
Yerfıstığı
Dolmalık fıstık

B6 vitamininden zengin besinler:
Acı pul biber
Sivri biber
Kereviz yaprakları
Ceviz
Dereotu
Keten tohumu
Tahin
Tam buğday ekmeği

B2 vitamininden zengin besinler:
Süt dana karaciğer
Süt dana böbrek
Tavuk karaciğeri
Dereotu
Tarhana çorbası
Pul biber

B12 vitamininden zengin besinler:
Sığır eti
Balık eti
Kuzu böbreği, yüreği, karaciğeri
Beyaz peynir
Süt
Yumurta sarısı


bu kadar faydalı bilgiden sonra gelelim gündemime,gündemimde özellikle B12 vitamini eksikliğinden dolayı kullanmam gereken "apikobal" isimli vitamin yada vurulmam gerekn iğneler var. her sene 3 aylık ilaç tedavisi sayesinde bünyemde eksik kalan Bvitaminlerini yeniden depoluyordum,bu seneki tercihimse iğneler.şimdilik net olarak belli değil ama sanırım birer hafta arayla vurulmam gereken 3 iğne var.
yemek seçen sevgili okurlarıma (okur fln yazıncada kendimi gazeteci gibi hissettim) gidip bir kan tahlili yaptırıp bünyelerinde hangi vitaminlerin eksik olduğunu tespit ettirmelerini ve takviyelere( doktor tavsiyesinde ilaçlar ve iğnelere yada doğal olarak vitamini alabilecekleri besinlere) başlamalarını tavsiye ediyorum.
genellikle vejetaryenlerde B12 eksikliği hat safhada,günlük ihtiyaç ise yetişkinlerde 2.4 microgram.
bunun üzerine ek bilgi olarak bazı besinlerde B12 miktarlarını vereyim..

"Baklagiller: 1 porsiyon (1.5-6 microgram)
Bonfile: 1 dilim (2.7 microgram)
Ton Balığı: 3 köfte kadar (2.5 microgram)
Balık: 3 köfte kadar (2.1 microgram)
Hindi: 3 köfte kadar (1.7 microgram)
Yoğurt: 1 kase (1.0 microgram)
Süt: 1 bardak (0.9 microgram)
Tavuk: 3 köfte kadar (0.3 microgram)
Peynir: 1 kibrit kutusu (0.2 microgram) "

sanırım bu yazı blogumun en faydalı yazısı..
kendimle gurur duydum..
yararlı hissettim blogumu.
sağlıklı günler diliyorum..

ımmmmm,ıhhh,ımm ımmm ımmmmm:D hıh :)

"gennaro ivan gattuso"
ya bakın şuna yarabbim nasılda kerem e benziyor,sanki onun futbolcu hali...nike football reklamlarında görüp vardım bu kanıya,dahası yok,
BANA HERŞEY SENİ HATIRLATIYOOOORR.



"kek yaptık"
hep bakıyorum herkes yaptığı pastaların fln resmini koyuyor tarfifini veriyor,bizde yapıyoruz,peki neden koymayalım..
cevap veriyorum,yanıt yok..
bu nedenle peş peşe bir kaç resim koyalım.geçen gün habibe ile yaptığımız "sulu kek"in resimlerini..
tarifini de verelim madem


3 yumurta
1 su bardağı su
2 su bardağı şeker
0,5 su bardağı zeytinyağı
kabartma tozu
ve alabildiğine un(biz 3 su bardağından biraz fazlaca koyduk)
buyursunlar efendim fotolar:

buda yetmedi,bugun anneciğim ben ve buket çimdik makarna yaptık,henüz yemeğe fırsatımız olmadı ama bir foto koyalım bari ayıp etmeyelim onca emeğe :)şimdilik afiyet olsun..sonra bu yazı ne güzel oldu böyle,yaşasın kilo almaya çalışan margoooo :D

gidemem

ben bu yüzden hiç kimseden gidemem gitmem,
unutamam acı tatlı ne varsa hazinemdir,
acının insana kattığı değeri bilirim,küsemem,
acıdan geçmeyen şarkılarbiraz eksiktir..

veee alkışlarr margoyaaa 100 numaralı yazııı :D

vee alkışlarr margoyaa:)
blogumun 100. yazısını yazmaya şu an itibariyle başladım.
hayde bismillah!!
elem tere fiş kem gözlere ŞİŞ

bu koskoca yaz nasıl geçer diye düşündüm taşındım ve kışa hazırlık yapalım ağustos böceği olmayalım diye geçirdim içimden.
bununla da kalmayıp koştum yüncü amcama kendime cicili bicili ipler aldım ve başladım kışa hazırlığa,atkı örüyorum desenim gayet düz ama ipim akıllı"tu tu maşallah :) nazarlardan korusun Rabbim" o nedenle böyle bir hoşluk oldu bir kırmızı bir sarı bir yeşil bir lacivert gibi..
seviyorum örgü örmeyi ben.ama dantel fln yapamam hiç kusura bakmayın yani.
bundan sonraki projem ise eeyore yastığı işlemek.etamin de gerçekten eğlenceli olur yani onu da yapabiliyorum.söylemesi ayıp kızımızın 10 parmağında 10 marifet :)

OlasılıkSız
dün annemle evde bunaldığımız için şöyle bir alışverişe çıktık carrefour a doğru.malumunuz ben içeri girer girmez dergi ve kitaplara kaptırıyorum kendimi,ya bir dergi alırım yada bir kitap mutlaka.
bu kez dergiler pek hoş gelmedi gözüme konular hep tatil hep tatil...
neyse kitaplara yöneldim şöyle bir göz gezdirdim ama takıldı kaldı gözlerim bir tanesine hemen elime alıp arka kapağı incelemeye başladım.
"Bir sabah, yıllardır görmediğiniz bir arkadaşınızı düşünerek uyandınız. Bir saat sonra, onunla sokakta karşılaştınız. Sizce bu sadece bir tesadüf mü, yoksa çok daha farklı bir anlamı olabilir mi?

Siz hiç Loto’da büyük ikramiyeyi kazanmadınız. Ama birileri kazanıyor. Hem de sürekli! Onlar sizden daha mı şanslılar? Şans nedir gerçekten? İçinizde bütün parayı kırmızıya yatırmanız gerektiğini söyleyen bir his var. Bu his bir öngörü müdür? Yoksa daha fazlası mı?
Yolda gidiyorsunuz. Kafanızı çevirip yandaki küçük parkta baktınız ve bir anda bu anı daha önce de yaşamış olduğunuzu hissettiniz. Evet, Deja Vu. Sizce nedir Deja Vu; Geçmiş mi, rüya mi yoksa geleceği mi görüyorsunuz?
Eğer siz de kontrolün kimde olduğunu merak ediyorsanız, ‘OlasılıkSız’ tam size göre bir roman.."
etkilendim hemen kaptım kitabı kucağımda sıkıca sarıldım kasaya gidene kadar..ve sonrası dün gece başladım okumaya gerçektende enteresan.. bitirdikten sonra tavsiye edicem işallah herkese.

şimdilik kısa kesiyorum bu yazıyı babacığım geliyor pikniğe gidiyoruz..
hadi öptümm devamı gelicek.
alkışlar margoya..


13.ağustos 2007.. piknikten de döndük,yazıma devam ediyorum.
TOPLAŞIP DERTLEŞTİK

11agustos itibariyle kızlarla buluştuk,o kadar güzeldi ki herşey,bir alışveriş merkezinin altını üstüne getirdik diyim kısaca açık açık yazarsam abes olabilir.foto herşeyi anlatıyor.nasıl dertleştik nasıl eğlendik,anlatacak ne çok şey birikmiş yine..bol bol "bizle doğan çocuklar şimdi 4 yaşında" dedik.amanın konuşulamayan neler vardı satır aralarında üzülmeyelim diye es geçtiğimiz,tam söyleyecekken yutkundugumuz..herşey çok güzeldi.

KIRMIZI ROMEO AYAKKABISI


hande yener'in romeo klibini izleyenler mutlaka dikkat etmişlerdir kırmızı ayakkabılara.bende de takıntı oldu bu aralar bir kırmızı ayakkabı almak istiyorum.geçen gün baya bir ayakkabı denedim zaten,aklıma yatanlar olsada hala kararsızım,hem babam o ne öyle başka renkmi yoktu diyecek eminim..pööfff..

sonra selim'in düğünü için abiye bişilerde baktım kendime ama nerdeee berbat oluyor hepsi,hele bir elbise denedim,üstten giydim alttan düştü,ilk defa bu kadar zayıf olduğum için kızdım kendime..elbise üreticileri,tasarımcılar vs nolur 32 beden elbise yapın yoksa ben çocuk reyonlarından elbise almak zorunda kalıcam..

evet şimdilik bu kadarcık,atkımın bir ipi bitti 2.ye başlayacağım,yaşasın ağustos böceği margo :)





margo'nun GÖR dediği

"yemin etmek"
ama bu bildiğimiz yeminlerden değil,genellikle meyve ağacının sahibi yaşlı teyze veya amcalar tarafından eline bir balta,elektrikli testere veya normal bir testere alınarak yapılıyor..
ağacın başına geliniyor ve kesici alet ağaca gösterilerek "bak eğer seneye de az meyve verirsen yemin ederim seni bununla keserim." deniliyor..
ve olacağına bakın ki meyve ağacı seneye gerçektende abartı derecede fazla meyve veriyor ve kesilmiyor..

bu şaka değil vallahi de gerçek.buna yemin demek ne kadar doğru bilinmez malumunuz gayet tehditvari.bu enteresan hadiseyi benimle paylaştıkları için hilal ve selime teşekkür eerim buralardan :)

"düğün tv"

canınız mı sıkıldı.buyursunlar efendim.. bizde düğünler hiç bitmiyor..açıyoruz düğün tv yi gelin ve damadın memleketine göre ankara misketten,halaya,horondan,tuluma,zeybeğe her şeyi oynuyuveriyoruz .. hemde aman ne giyeceğim,düğünde saçımı nasıl yaptırsam,bu ayakkabının topuğu beni rahat oynatmaz derdi de yok..ev kıyafetlerinizle çakkıdı çakkıdı oynayıveriyorsunuz..üstüne üstlük geline damada takı takma derdi de yok...çok eğlenceli gerçekten,hem sıkılırsan zap yapmakta senin elinde :)sevgili almanyada yaşayan gurbetçi kardeşlerimiz ne iyi ediyorlar öyle,çek düğünü yolla tanıdık tanımadık herkes göbek atsın ekran başında,bir ömür boyu mutluluk dilesin,dimi ama...haydii anammm oturmaya mı geldikk..oppppaaaa :)


"dağdan indim şehire"

09.08.07 itibariyle dağ mecaramız son bulmuş,evimize kesin dönüş yapmışızdır.dağdan notlar: 13 gün boyunca terrier cinsi köpeciğimiz sevgili köpükle aynı evde hatta bizzat aynı odada kalmışlığım var..ama çok şeker bee.

kısacası işte yine yeni yeniden göbektaşı sıcaklığındaki evimizdeyiz,oturmaya bekleriz :)

henüz bir başlığı yok..belkide hiç olmayacak..

bu kaçıncı veda uzaklara gidiyorum diye
kaçıncı kaçmak kendinden bile,
yaşananlara duyulan özlem niye..
karamsarlıklarından kurtulmaya çalışan küçük karanlık
nereye kadar koşacaksın
halbuki duymamışmıydın daha önce
ışık hızına yetişemediğin sürece karanlıktasın diye..
şarkıların mutsuzlukları hırpalıyor yüreğini
o filmin her sahnesinde ağlamaklısın
savunma mekanizmaların sırça
ve yaşamak umut etmekten çıkmış senin için...
sorular zihninde çırpınıyor her seferinde boğuluyor biri,
yerine yeni sorular bırakarak
derman olarak yapayalnızlık diliyorsun
sığınılası limanlarında yok aslında
bu kaçıncı veda?
08.08.07 aladağ E.GERCEK

ölüm haliyle hallendiğimizde..


hiç o kadar içten canım benim diyen birini görmedim belkide hayatımda...
aklımdan milyonlarca hali geçerken,içim parça parça oldu birden...
arkasından dua etti ferdane teyze aynı ses tonuyla
"mekanın cennet olsun canım benim"...

dolma yiyen adam ve ben mehtaba karşı ;)

hoplamak zıplamak,birilerini aramak,birileriyle sohbet etmek vs istiyorum,eğlenceli şeyler yapmak,sevdiğim şarkıları bağırarak söylemek istiyorum...bunları yapmak isterken sevdiğim bir sitede dolaşıyordum..bu resmi buldum ...daha da enerjik oluverdim birden..
soğuk kolalar,dondurmalar,buzlu sular bitiyorr...güneş bütün ışınlarıyla bizim eve doluyor...
ve nefret ettiğim şarkılardan biri oluyor : ah bir ataş verrr...(çünkü sıcağı çağrıştırıyor..)
seymen paşa geliyor aklıma,dolma yiyen adamı ve ben..işte böyle aşkperest olmuşuz,ay bile uymuşş bize...kalpler fln...
yine söylüyorum çizgi film kahramalarına benzemek güzel bir duygu hemde çokk güzel...
kollarımda sivilceler çıkmış kaşımaktan..ne alakası var diyorum niye yazdım bunları,maksat yazmak ama bu an...

sonrası ben kendimi TEMEL'im ERKEKİM'in güçlü kollarına bırakıyorum,havanın sıcağına aldırmadan...

bu sadece benim masalım..

ne oluyor da bu parmaklar bu klavyeye dokunduğunda birden değişiyor fikirlerim..sizlere aslında aladağda gecen ve geçmekte olan güzel günlerimden bahsedecektim...ama yine olmuyor bir msn sohbetinin satır arasında kalıyor aklım.. yazmak lazım diyorum..
MaRgO :
biz insanlar kendi uydurduğumuz masallara bile inanıyoruz...

duruyorum,,yeni baştan düşünüyorum..inandığım onca masalım geliyor aklıma..hayat böyle birşey değil mi...çocukken masallar anlatıyorlar bize rahat uyuyalım diye.. ve sonra alışkanlık mı oluyor ne? rahat uyuyalım diye masallar anlatıyoruz kendimize,halbuki ayakta uyumayı tavsiye etmiyor hiç bir atasözümüz..

günahlarından arınmak için dünyanın tutunacak dallar oluyor masallar..gökyüzüne biraz yakın,yeryüzüne temas etmeden ayaklarımız ve yoklukları var ediyoruz dahası mı...

.......

......

şimdilik bu kadar,okuyan herkesi biraz düşünmeye davet ediyorum sadece..az da olsa kafa yorun ve bulun kendi masallarınızı..
..........
.........

ve son olarak güzel bir köşe yapalım şöyle şuraya..
resimde gördüğünüz güzel insan benim üniversitede en yakın dostlarımdan biridir..aynı zamanda safranboluludur ki,üni bitsede hala sıkı görüşmemizde büyük paya sahiptir bu..bu sevgili kardeşimiz bana dedi ki,"margo apla beni de meşhur et,ben görüyorum blogunda onca insanın resimlerini yayınlıyorsun meşhur olmak benimde hakkım."
kim kırabilir ki bu beyfendiyi..
ve napıyoruz yayınlıyoruz..
margo aplanızz kurban ossunn sizee :)
ulaşcım hoşgör aplanı ...