"Herşeyi zıddı ile anla" .-Mevlana-

Üzerinde kafa yormayı planladığım kitabımı sonunda bir rafta buldum ve düşünmeden aldım."Mevlana'dan düşündüren sözler"
****
cuma günü tanışma günü kapsamında staj okuluma gideceğim,bakalım okulda hayat nasıl :)
kuzenlerden biri maalesef gelemiyor,şimdi diğerinden gelecek olumlu haberi bekliyorum..
****
kitabın arka kapak yazısında
"Mevlana'nın düşündüren sözlerinde kendinizi bulacaksınız." yazıyor..
bende tam ONU arıyordum zaten.
ruhuma çok iyi gelecek bu,çookkkk..

bilinç koridorum

iştahım pek bir açık maşallah..bir önceki yazıdan sadece sunumu hallettim,ne bir sayfa kitap okudum ne de diğerleri..
biraz da sakarım sanki bu aralar,"aman kırarım","aman düşürürüm" diye geçiriyorum içimden herşeyi..
dramayı özledim.. bensiz 3. aşamaya başlamışlar..eksikliğim hissediliyordur kesin,bense şimdilik sadece haftada 4 saat olan drama dersleriyle yetiniyorum..
kasımın ilk haftasıyla zorlu maraton başlıyor,ben maraton için hafiften hazırlanıyorum..
facebook çılğınlığına da tutuldum,buldum bir çok insanı..sohbet etmek gerçekten güzel eski dostlarla..
dün format attım pc'ye.. birden bomboş kaldı masa üstüm..kendimi yalnız ve terk edilmiş hissettim..aklıma gelen programları indirip yüklüyorum hala,maksat bu yalnızlık hissi beni depresyona sürüklemeden atlatmak bu ruh halini..
hafta sonuna misafirlerim olacak inşallah,canım kuziciklerim bekliyorum sizleri..hem de çok büyük bir heyecanla..

kendini hazır hissettiğinde gözlerini açabilirsin..

neye dair olsun istersen..

yazılacak çok şey var..
yalnız kalıp dolaşmak istediğim sahiller var.
okumak istediğim ve beni benden alıp götürmesini planladığım kitaplar var.
sunumlar var,stajlar var..
ben varım..
ben varım...
ben varım...
biraz değişim iyi gelir diye düşündüm..ruhumunda ihtiyacı vardı.. sonsuz dinginlik istiyorum..sonbahar yaşamadan kışa geçiş yapmakta istemiyorum,çünkü ayrı oluyor sonbahar tadı.. yaşamak lazım diyorum..
yaşamak lazım sonbaharı..

like a superstar!!

yağmurlu bir gün,hava kapalı,öyle ki yataktan çıkasın gelmezz..benimde gelmedi 12 ye yaklaşmıştı saat,uyandım,hazır kahvaltıya oturdum..çay ekstra güzel geldi bu sabah..hazırlandım sonra..önce mahalledeki okula gittim aradığım kitapları bulma umuduyla,olmadı..öğretmen tersler gibi davrandı,umursamadı beni..kızdım,yağmurda yürürken homurdandım kendi kendime..eski staj okuluma gittim,zilin çalmasına vardı daha,oturdum yeni müdürün düşünüp hayata geçirdiği bekleme salonuna..zil çaldı,koridorda çocuklarımdan bazıları beni fark etmişlerdi,sarıldılar öptüler..sınıfın kapısını bir açtık,birden sevgi selini hissettim,hissetmekle kalmadım,az daha can veriyordum,kutsal topraklarda tavaf ederken ezilenler gibi..neyse hepsi ayrı ayrı sarıldı beşer onar defa,kesmedi yine yine yine sarıldık öptük birbirimizi..safiye çaktırmadan sultan'a sordu "neydi adı?"..bağırdı sultan ESSSRAAAAA..diğer öğretmenleride sordular elbet..izin istedimçocuklardan öğretmenler odasına gidip gelecektim..sağolsun eski staj hocam yardımcı oldu bana..sonra yeniden çocuklarımın yanına gittim sınıfa,hepsi büyümüşlerdi,hemde çok büyümüşlerdi..oturttum hepsini yerlerine,kalktı bazı sabırsızlar öptüler sarıldılar yine..anlattım onlara..ilk geldiğimde 1.sınıf oldugumu ama artık son sınıf olduğumu,hiç birini asla unutmayacağımı ve seneye benimde artık öğretmen olacağımı anlattım,nolur buraya gelin dediler,ama siz artık 6.sınıf olacaksınız dedim..düşündüler,evet dediler ama yine olmadı,olsun siz yinede gelin diyeseslendi arkalardan bir ses..
sonra onur geldi yanıma eğil eğil öğretmenim dedi.kulağıma fısıldar bi sesle, benim adım artık yaramazlar listesine yazılmıyor ben artık uslandım öğretmenim dedi,sevindim,gözlerimde doldu,aferin onurcum sana,ben zaten hep biliyordum senin uslu bir çocuk oldugunu dedim,gülümsedi..sonra adem geldi yanıma,kız kardeşini sordum,büyüdü öğretmenim beni dövüyor hep dedi,anlaşılan artık seviyordu kız kardeşini..sonra arkadan biri bağırdı,öğretmenim numaranızı kaybettim ben diye,sonra hepsi bir daha verin diye çığlık atmaya başladılar,kıramadım verdim..buda yetmedi onlara onlara,numaramı yazdıkları kağıtları getirtip birde imza aldılar benden..gurulandım da gururlandım..yine öpücükler arasında el salladılar bana,gittim..hayatımın en güzel anlarını onlarda bırakarak gittim..saflığı temizliği gerçek sevgiyi onlarda bıraktım,gittim.. hala gidiyorum yeni sevgileri bulmaya.. hep gidicem sanırım onlara...

bayram şekeri..

bu bayram buruk geçen ilk bayramımız değildi,daha ne bayramlarda bu ülkenin içi yandı tıpkı şimdi olduğu gibi..
bu bayramın temennisi barış olsun..

ben KARABÜK'üme gitmek için yola çıkıyorum.. yaklaşık 24 saatimi bayram için yollarda geçirip,pazartesi sabah yeniden köyümde olacağım..o vakte kadar gelipte beni bulamayan arkadaşlar kapının koluna astığım şekerliğe daldırsınlar ellerini,şekerleriniz hazır ve eğer çabuk davranırsanız içlerinde harçlıklarınız olan mendillerden de alabilirsiniz..sevgiyle kalın,nice bayramlarda hep beraber olalım işallah..

bir de tabi el öpenleriniz çok olsun..

hesap numaramı daha önceki yazılarımdan birinde yayınlamıştım :)

" VATAN BÖLÜNMEZ BİR BÜTÜNDÜR "


ŞEHİTLER ABİDESİ İÇİN

Gök kubbenin altında yatar, al kan içinde,
Ey yolcu, şu toprak için can veren erler.
Hakk'ın bu velî kulları taş türbeye girmez,
Gufrâna bürünmüş, yalınız Fâtiha bekler.

M.akif Ersoy.




LANETLİYORUM

terörü,terörizmi destekleyen herkesi lanetliyorum..

içimde yanan ateş asla sönmeyecek,gözüm gururla dalgalanan Türk bayrağında,İstiklal Marşımızı her söylediğimde anacağım sizleri,benim yetiştirdiğim evlatlarımda sizler gibi yürekli olacaklar..

Ruhlarınız şad olsun..

de-li de-li kulakları kü-pe-li


deliriyormuşum,neye deliriyor muşum,merak ediyorlarmış ne o beni delirtmek için bir komplomu bu :)

*ben hararetle bir şey anlatırken karşımdakinin durup bana "biraz daha sessiz" demesine deliriyorum..(ayrıca geveze,sesin çok cırtlak vs denildiğinde de deliriyorum..)


düşünüyorum ama bundan daha fazla delirdiğim bir şey gelmiyor aklıma..ama daha az delirdiklerimi saymaya bir başlarsam bitmezler sanırım.. kısadan kesiveriyorum..

"aşk gözün kör olsun !!! "

aşk??


annem gibi..

yapacak işi olmayan margo çığlık atmaya başlar,sinirden kaç kere bulaşık yıkadığını bilmez lakin bulaşık yıkamak iyi gelir margoya


ELLERİM ÇAMAŞIR SUYU KOKUYOOO..


hıh,onun adı çamaşır suyu değil domestos..hem ben küçükken çamaşır suyu kokusunu annelere özgü sanırdım,hep kokardı ya ellerinde annemin,hatta bazen bana yemek yedirirken o koku rahatsız ederdi beni..


şimdi benimde elimde domestos kokuyo,galiba büyümeye başladım,yada anne olmaya hak kazandım :)

margo bi hallerde

bu zaman bollukları,daha dogrusu düzensiz zamanlarım beni deli ediyor..
ne uyuyacağım zaman belli,ne uyanacağım zaman belli,yapacak bir şey yok,ders yok ,ödev yok,staj yok..hiç bir şey yok..
vakit böyle pc boşunda boşa akıp geçiyor gibi..
lakin kitaplarım var bitirmem gereken ve başlamam gereken..
guy de maupassant mutluluk..
şöyle bir kitap okuyup kendimi kaptırıp gitmek istiyorum,düşünmediğim şeyleri düşünmek,uzun zamandır dinlemediğim şarkıları dinlemek istiyorum..
bugün fillerim olsun istiyorum..sevimli tombik fillerim :) (nerden çıktıgına dair bir fikrim yok..)
ece dorsay dinlemek istiyorum.. kaptırmak istiyorum kendimi birazcık hayata,çünkü böyle köşeden seyretmek sıkıcı olmaya başladı..


Get this widget Track details eSnips Social DNA



Get this widget Track details eSnips Social DNA

haddim olmadan/ margo'dan yaşam dersleri

dün gece arkadaşlarda kaldık.. uzun zamandır izlemek istediğim bir filmi sonunda izleme fırsatım oldu..sonra bir de tavsiyelere dayanamayıp izlediğim bir film var ki 2side gerçekten şahaneydi.
geceye NEŞELİ AYAKLAR ile başladık..
sevgili dafnia'mı şimdi çok daha iyi anlıyorum nasıl da haklıymış o sevimli hayvanları sevmekte..
hala izlemeyen varsa ısrarla tavsiye ediyorum..
ilerleyen saatlerde ÖZGÜRLÜK YAZARLARI isminde bir film izledik,idealist bir öğretmen ve Wilson kolejinde her gün ölümle burun buruna olan öğrencilerini ve değişen hayatlarını konu alıyor.gercekten fazlaca etkilendiğim bir film oldugunu söylemeliyim.. hatta KANLI ELMAS'tan sonra gerçek anlamda beni en çok etkileyen film diyebilirim..bu arada hazır KANLI ELMAS demişken 2 filmde de ortak nokta olarak çocukların ne kadarda önemli olduğu,genç beyinlere ne verirsen aldıkları ana fikri yatıyor..bu filmler sayesinde durup düşünüyorum..Bana bir öğretmen olarak ne kadar büyük görevler düştüğünü sorguluyorum..burda belirtmem gerek ki bana ne kadar görev düşüyorsa benim çocuklarımın ailelerine de aynı oranda büyük görevler düşüyor..buraya nerden geldik bilmiyorum ama çiftlerin,anne baba olmadan önce buna kesinlikle hazır olmaları gerektiğini düşünüyorum..bizler bir şekilde yetiştik ve büyüyüp sorumluluk sahibi olduk (bilinçli ailelerimizin sayesinde) ama değişen dünyada doğacak çocugunuza kendi yaşamınız gibi bir yaşam sağlamak onu kendisi ve ülkesi için yararlı bir birey olarak yetiştirmek oldukça zor,bence bir çocuk sahibi olmak bir ebeveynin vermesi gereken en zor kararlardan biri olmalı...
yeniden filmlere dönerek bağlamak istiyorum ki hem KANLI ELMAS'ı hem de ÖZGÜRLÜK YAZARLARI'nı izleyin oradaki gençlerin ve çocukların neler yaptıklarına bir bakın ve biraz olsun düşünün..hepsi bu..


gecenin sonrasında sabah kalktığımda bir de SÖZ ve MÜZİK izleyerek noktaladım film serüvenimi şimdilik.(3. kez izlememe rağmen hala aynı tadı alabiliyorum..ısrarla tavsiye ederim-zaten daha önce bu blogda milyon kere tavsiye etmiştim..-)

" öğretmen olmak "

az önce bir arkadaşımın gönderdiği köy enstitüleri hakkında kısa filmde yakaladım işte bu satırları..

Sıvadık kolları omuza kadar
Kazmalar kürekler beller bizimdir
İçimizde büyük ülke aşkı var
Ülkeye uzanan yollar bizimdir..
İbrahim Yıldız (ivriz köy enstitüsü.)
onlar kadar hevesli değilim belki ama..bendeki hevesi de yabana atmayın..

margo'dan karartılar

margonun konuşası var bu gece..
herkeslerde bir gel gitler..hatta hep geller bir türlü gidememeler..simsiyah bir fona yazasım var bu gece..siyah fonum yok benim.. bu yazı için fonumu değiştiremem..maksat içim karardı bilin yani..anlatıp anlatıpta bir türlü sonu gelmeyen uydurmaca hikayeler gibi,anlattıkça bir son bulamıyorum..ama uydurmuyorum.. yaşantılarım yoluyla öğrendim hepsini..deneme yanılma yöntemi yani..
bir ankara özlemi var içimde..
ne özlemi yok ki aslında.. gözünü sevdiğim hayat,nasıl yaşıyorum ki seni,acısını tatlısını özletiyorsun bana..
"şirin mi şirin gecekondu evleri..
...
ne güzeldi yollarda olmakkk şimdi.."

yazma yetimi kaybediyorum heralde .. yönetmen gibi bağırmak geliyor içimden.. olmuyorrr olmuyorrrr...sonra set baştan hazırlanır aynı sahne çekilmeye başlar..ve ..
başa sarıyorum..
boşa sarıyorum...

ben Aslı'dan da Güzelim..


kerem tunçeri'ye deli deli aşık oldugum zamanlardı..annemin aklına gelmişti bu şarkı..aslında bir şarkı daha var ama bir türlü bulamadım internette..mithat körler Sen Aslı'dan da güzelsin..nakaratta aynen şöyle diyor:

Aşık oldum için için
Beklerim yar gelmez niçin?
Kerem yandı Aslı için
Sen Aslı'dan da güzelsin..


ve işte bir diğeri.. edip akbayram AMAN KEREM..
Ne gezersin melul melul bu yerde
Aman Kerem beni rüsva eyleme
Kısmet etmiş beni sana yaradan
Aman kerem beni rüsva eyleme
Ağa Kerem paşa Kerem han Kerem
Ateş kerem Tutuş kerem Yan kerem
Aslı sana kurban olsun can Kerem
Aman Kerem beni rüsva eyleme
Doyamadım tatlı tatlı dilinden
Gözüm kan bürüdü korkmam ölümden
Hiç sarılma ince meyan belinden
Aman Kerem beni rüsva eyleme






boş gözlerle bakakalmak kendine..

aptal ağlamak hislerim geldi yine.. nedeni belli değil ağlıyorum..aptal doğum günü şarkılarına takılıp neye ağlıyorum diyorum kendi kendime..niye bu boş boş ağlamalarımda hep aynı şeyler geçiyor aklımdan..çünkü bu şarkılarda hep aynı şeye ağlardım.. ne derin yer etmiş içimde hayretler içinde bakıyorum kendime..ellerim titreyip duruyor..yıpranıyorum..ne gereği var dinleme diyorum...ama bir türlü kapatamıyorum..
başladığı yerde biter tüm yolculuklar
istanbul'a benziyorsun doğum günümde...

"beceriksiz margo"

bu nedir,
mouse'dur..
hani faredir yani..
ama insan beceriksiz olunca böyle tarife ihtiyaç doğar..
bu yazının yazılış amacı bozuk mouselarınızı atmayın fare yapındır.
hatta mouse'm bozuldu...cry cry cry..