TEBDİLİ MEKANDA FERAHLIK VARDIR.

italyan defans

     ben: tiyaminim şu linke bak.
             direkt futbolcu tipi..

tiyamin: italyan defans tipi evet  :D

     ben: şahanesin yaa!!!



sende vurup durma şu cama

yağmur,sende vurup durma şu cama..

dün geceden beri neredeyse durmadan yağdı yağmur.
sabah okula gelen yavrucaklarım ıslanmıştı,sobayı yaktık hemen,ısıttık ısındık..
sonrası sıradan bir cuma günü.

geçen gün tv de dinlediğim ve bir şarkı takıldı aklıma.sözleri de pek kalmamış aklımda.kalanları arattım.buldum.
ceynur diye bir bayanın "yağmur" adlı şarkısı..
keyifli ve birazcık komik.hafif nil karaibrahimgil sözlerine benziyor.
sözleri için buraya
şarkıyı dinlemek için şuraya
operatöre bağlanmak için oraya tıklayınız :)

iyi ki varsın LOOKLET


o kadar keyifli birşey ki..
okuldan gelince kendimi pc başına atıyorum ve ne buldum giydiriyorum :)
zevkimi beğenecekmisiniz bakalım..

O'nu çok özledik.


3 yılın ardından!!

daha dün gibi,işte burada blogumun ilk yazısı.
31 ekim 2006'da başladığım blogger serüvenim zaman zaman kesintiye uğrasa da bu günlere gelmeyi başardı.
beni bloggerla tanıştırdığı için laziale'ye teşekkür ederim tekrardan.
bu blog sayesinde değişik insanlar tanıdım.(bkz: sağda "takip mesafesi")
Kendimi,olaylara bakış açımı anlattım sizlere.
Burası benden bir yer ve burayı çok seviyorum..
nice 3 yaşlara..

Cumhuriyet Bayramı 29 Ekim 2009

sana borcumuzu nasıl ödeyeceğiz??

bugün son derste çocuklarla cumhuriyetten bahsettik.Cumhuriyet öncesi ve cumhuriyetten sonrası hakkında konuştuk.Sabiha Gökçen'den ve Atatürk'ün kızların okumasını ne kadar çok istediğinden bahsettik.
Atatürk olmasaydı bu okul burda olamazdı olsa da ben öğretmeniniz olamazdım dedim.Bu yüzden Atatürk'e borcumuzu ödeyemeyiz dedim.
1.sınıf öğrencilerimden Yiğit yüzüme baktı ve peki biz senin borcunu nasıl ödeyeceğiz dedi.(birinci sınıflarım hala benimle siz diye konuşmayı öğrenemediler..)
bende gerçekten ödemek ister misin? diye sordum.
yiğit: isterim ama benim param yok.
ben: parayla ödemeyeceksin ki.
yiğit: nasıl ödüycem.
ben: beni dikkatle dinleyeceksin,derslerine çok çalışacaksın.
yiğit: öyleyse öderim :)

işte çoçuklarım böyleler.
hergün onlara Edmond De Amicis'in Çocuk Kalbi kitabından bir kaç sayfa okuyorum..Bundan çok hoşlanıyorlar. ben okurken dikkatle dinliyorlar,okuduktan sonra kafalarını sıralarına koyup gözlerini kapatıp biraz düşünüyorlar.okuduğum bölümde onları en çok hangi kısmın etkilediğini ve neden bu kadar etkilediğini...geri dönüşler muhteşem oluyor.

ayrıca bugün çocuklarım bana söz verdiler.
beni çok sevenler asla sigara içmeyecek,söz mü? dedim..hepsi bir ağızdan sözz diye bağırdılar.
babamın sigara içtiğini biliyorlar.peki babanız sizi sevmiyor mu? dediler. bende beni seviyor ama onların zamanında öğretmenleri onlara hiç böyle söylememiş dedim.sizin öğretmeniniz size söylemiş miydi? dediler.evet söylemişti dedim..
benim meraklı yavrucaklarım :)

duygu karmaşası

sınıfım...
garip bir yer olmaya tüm hızıyla devam ediyor..
bugün 3.sınıf öğrencim (ama seviyesi nedeniyle 2. sınıflarla birlikte çalışıyor.) Nurcan, beni çıldırtmayı başarmak üzereydi..3'erli ritmik sayma yapıyoruz.öncelikle 18 e 3 ekledi(parmaklarımızla sayıyoruz) 21 dedi,ama 21 yazamadı,01 yazdı,41 yazdı 51 yazdı..en sonunda dayanamadım gösterdim..saymaya devam ettik..sıra 27'ye 3 eklemeye geldi,ekledi 27-28-29- yirmi otuz dedi..bakakaldım..çıldırmak üzereydim..sonra bunu yazmaya kalktı ve 100 yazdı..matematikle ilgili öğrettiğim herşeyin yalan olduğunu hissettim o an..
en kısa zamanda velisiyle görüşüp akşam ders çalıştırmaya başlamalarını en azından ödevlerini yapması için teşvik etmelerini yoksa Nurcan'ı sınıfta bırakacağımı söyleyeceğim..

yine sınıfımda
öğlen yemeğine giderken kızlarımdan bir kaçı beni öpmek istediler.bizim köyümüzde domuz gribi tehlikesi olmadığı ve olsa bile sevimliliklerine dayanamadığım için eğildim.Kızlar sırayla öptüler beni,o arada hala sınıfta olan Uğur çıkmak için kapıya doğru yöneldi..yandan yandan da bana bakıyordu.sende beni öpmek istermisin dedim.ben utanıyomm diyip koşarak çıktı sınıftan..
ah benim sevimli ve bir o kadar da utangaç oğlum...

işte sınıfta hayat bu şekilde devam edip gidiyor.bu aralar yani muhtemelen yarın müfettişleri bekliyoruz,diğer okullara gitmişler,sanırım sıra bende..
sonra bugün son derste doktorumuz ve sağlık memurumuz gelecek,çocuklarıma bit ilacı yazacak.(daha bitimiz yok çok şükür ama olmasın diye önlem alıyoruz)aileler kestane toplamaktan çocuklara bakmıyorlar da..

Allah belanızı versin.

kızgınım,çok kızgınımm
benim ülkemin gencecik evlatlarına kurşun sıkan itler,halaylarla davul zurnalarla karşılanıyor..
benim şehidimin cenazesine sahip bile çıkmayan hangi milletin vekilleri olduğu belirsiz,gereksiz insanlar..
Allah belanızı versin.

Ganire Paşayeva

ağzına sağlık,ganire paşayeva..
katıldığı her programda hayranlıkla izledim..
işgüzar türk medyasına cevabı gerektiği gibi verdi..
ölene kadar kardeşiz..
1 millet,2 devlet...

yemişim dünyayı



dünya,
bazen elma gibi yemyeşil geliyor bana..
ama bazen..


dünya,
bazen elma gibi kıpkırmızı geliyor bana..
ama bazen..

yeşil:HemligHumla
kırmızı:Hiilda


Benim dünyam//destek bekliyoruz..

okulda zaman hızla geçmekte,öğrencilerimle iyice kaynaşmaktayım..
her yeni gün yeni tecrübelere gebe..
1.sınıflarım bazen fazla nazlı,üşengeçler;4.-5.sınıflarım ise fazla gayretliler (nazarım değmesin)
bugün başı ağrıyan öğrencime şahane bir çözüm buldum.
Başı ağrıyan öğrencimin alnına kolonya sürerek baş ağrısını yok ettik.psikolojik bir tedavi yönetmi oldu tabi ama başardım, mutluyum.(köy yeri olduğundan ve köydeki herkesin enteresan alerjileri olmasından dolayı hiç birine ilaç veremiyorum)
elbetteki bu ilk değildi,dahiyane çözümlerimden bir başkası da dişi ağrıyan öğrencimin ağzını tuzlu suyla gargara yaparak ağrıyı kesme hadisesi.ilk talep öğrencimden geldi tabii ki, ben evde tuzlu suyla gargara yaptım geçti,dedi. bende hemen bir bardak su ve biraz tuzu karıştırdım..olay halloldu.
genelde ilgi çekmek için bu ve buna benzer şeyler buluyorlar.hepsiyle aynı anda ilgilenmek çok zor olduğu için maximum çaba ve minimum süre ilkesini uyguluyorum..

bu arada colgate'in sponsor olduğu ağız sağlığı haftaları münasebetiyle numune diş macunları ve fırçaları dağıtıyorlarmış.hemen aradım ve 20 tane istedim.kaydım alındı umarım en kısa zamanda dönerler ve benim evlatlarıma güzel fırçalar ve macunlar gönderirler.

aslında yavrucaklarım için ufak çaplı bir kampanya başlattık,Gsbasket.org adresinde .Sağolsunlar abileri ve ablaları yalnız bırakmadılar yavrucaklarımı,kabanları ve botlarını alıyorlar, biraz da kıyafet yolluyorlar.minnettarım hepsine.lakin ihtiyaçlarımız bitmiyor.yavrularımın çoraplarıda yok,önlüklerin içine giymek için boğazlı kazaklarıda yok.kısacası yardımlarınızı bekliyorum.
irtibat için mail atarsanız çok memnun olurum. esra.gercek@gmail.com
giyilir durumdaki ikinci el kıyafetleri de kabul ediyoruz.çünkü sizlerin eskisi benim yavrularımda bayram sevinci yaratabiliyor.
Mahrumiyet ve yoksulluk sadece doğu'da değil,ben de bunu buraya gelince öğrendim..
süpersonik öğretmen olma yolunda çabalarım devam ediyor,edecek,desteklerinizi bekliyorum..

şunların güzelliklerine bakın




çok şekerler ya..
bu aralar yine dekorasyon sitelerine sardım :)
almak lazım listesine ekledim bunları da..


Mevlana Celaleddin Rumi 802 yaşında



""Size, gizlide ve açıkta Allah’tan korkmayı, az yemeyi, az uyumayı, az konuşmayı, isyan ve günahları terk etmeyi, oruç tutmayı, namaza devam etmeyi, sürekli olarak şehveti terk etmeyi, bütün yaratıklardan gelen cefaya tahammüllü olmayı, aptal ve cahillerle oturmamayı, güzel davranışlı ve olgun kişilerle birlikte bulunmayı vasiyet ediyorum. İnsanların en hayırlısı, insanlara yararı olandır. Sözün en hayırlısı, az ve anlaşılır olanıdır.""

orda bir köy var uzakta

orda!!
ama artık burda o köy yada ben köydeyim..
eğer sınıf öğretmenliği okuyorsanız elbet sizinde bir yerlerde kendi köyünüzden başka bir köyünüz olacaktır..
gitmesenizde daha önce hiç, gitmek zorunda olacak,
kalmasanız da memurluğunuz düşecektir..
o köy sizin köyünüzdür.

bu nedenle ve birazda (kimseye itiraf edemesenizde ) severek kalırsınız o köyde..

duvarlarımı lilaya boyadık,mor perdeler astık camlara,lila yatak örtüsüde serdik yatağa..
yaşanabilir hale geldi evim..

2009-2010 eğitim -öğretim yılı huzur mutluluk getire,yavrucaklarım okuma yazma öğrene,problem çöze,mantık yürüte...
büyük adam ola!!!

son-ki-üç-dört

Biraz karışık ama çokça keyifliyim.
Buranın havasında özlemek fiili anlam kazanıyor gibi,karmaşıklığım bundan.
Keyiflilik kısmına gelince; anlamsızca bi huzur var..


küçücük mutluluklar birikir bir gün kocaman olurlar,hadi al sende kendi payını,bu kentte bugün mutluluk var.

farkınd-alık

belki de dünyaya gelme nedenimizdir bu sözcük,bu aralar sıkça düşünüp,farkına varmaya çalışıyorum..

ALOOO!!

Aloo,
Aloo,ordamısınız??
Sizi aramadığım için beni suçlayan,bana kırgın ve küskün olan insanlar...
Ordamısınız??
Soruyorum size beni son bir yıl içinde kaç kez aradınız??
İyice düşünün..
Bir kez mi,yoksa siz beni taaa ne zamandır hiç aramadınız mı??

bu dünyada sadece kendinin yoğun diğerlerinin de aylak olduğunu düşünenler,hep karşısındakinden bişeyler bekleyenler,hep kendi yoğunluğundan bahsedenler...

siz beni hiç aradınız mı???


not:kimsecikler üzerine alınmamalı,kendi kendine konuşan birinin yakarışlarıdır..

foto:geetar

darmadağınık!!

darmadağınık,karmakarışık,güpedündüz gibi pekişmeler..
belki de pekiştireçler..
ama benim bütün gizil öğrenmelerim buraya düşürüyor yolumu.
evdeyim..

vee uzmanlar uyarıyor!!

her sene yaşanan olaylar karşısında haberlerde hep aynı şekilde cümleler kurulmasın..
klişelerden sıkılıyoruz ama..
biraz yaratıcılık..

(karne günleri,öss öncesi ve sonrası günler...ve daha nicesi..)



karneleri dağıttım,ağlaştık yavrucaklarla..benim yavrucaklar öğretmenlerine çekmişler duygusallıkta..


heh!birde her sene babalar günü yapılmak zorunda mı bu öss??babalara da yazık...


düzeltme :bu sene babalar gününe gelmiyormuş ki öss..niye kimse uyarmıyor beni...

gerçekler

otelde,evli bir çiftin kavgasına tanık olduktan sonra...
sevgili olmanın çooook kolay, eş olmanınsa çooook zor olduğunu bir kez daha anladım..

dünyalı

23 yıldır hala şaşıracak birşeyler buluyorum..
şaşırıyorum,alışamıyorum..

we want this!!


1453/2009 "İSTANBUL"

hem dinimizde hem de Türklüğümüzde yer bulan en değerli an belki..
İstanbul'un fethi..

""Sende geçebilirsin yardan, anadan, serden...
Senin de destanını okuyalım ezberden...
Haberin yok gibidir taşıdığın değerden...
Elde sensin, dilde sen...
Gönüldesin, baştasın:
Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın! ""
(Arif Nihat ASYA)

bööghhh


bu kadar salak saçmasını görmüşmüydüm??
görmemiştim ama yerel radyolarda daha saçmalarıda var elbet..(dinlemiştim yani)
üzerindeki yeni gömleğiyle ne kadar da çekici,
yeni değil ki,(yanında taşıdığı perwoll'ü çıkarır)bununla yıkandı..
nerden bilion??
oğlum o bnm..
walla de:)


birde 2zler herşeyi paylaşır versiyonu var,adam alaycı ve çok eşlilik yanlısı,ahmakca bi şekilde herşeyimi diye soruyor...
tiksindim sayenizde reklamlardan...

sakla beni

Derdime dert kat yine de bende kal
Bu ömür uğrunda sana heba
Dört mevsim gibisin her günün ayrı güzel
Bu kalp sana yeter
Sakla beni sar kuytularında
Salla serp savur rüzgârlarında
Dolayıp tut beni kanatlarında
Besle beni yar yudum yudum aşkla
Ömrüme yük ol yine de bende
kulun olur seni korur
Ender narin bulunur senin gibi güzel
Yar bu kul sana tapar... (rafet el roman)
;)
seviyorumm

yaşamak

Şu kavga bir bitse dersin,
Acıkmasam dersin,
Yorulmasam dersin;
Çişim gelmese dersin,
Uykum gelmese dersin;
Ölsem desene!
(Orhan Veli)

saba tümer




içimdeki saba tümer sevgisine de engel olamıyorum..

geç-miş

hep uyurdun sen, ben ağlarken..
hep saklandın sen..kendi dünyana...
affet!!!
nefret ettim senden...

uzun zamandır dinlememişim..
dinleyince hatırladım bazı şeyleri..
iyi ki de hatırladım..
iyi ki geçip gidiyor zamanla birşeyler diyebildim..
güzellikler benimle..



(çok daha çarpıcı bir yazı yazabilirdim..gereksiz gördüm..)

aşk, her devirde

küçük ev aletleri ve anneler günü..



küçük ev aletlerini evin bir ihtiyacı olarak değilde anneye bi jest mahiyetinde düşünmek bana ters geliyor.. hatta ben küçükken anneler gününde anneme kase aldığımı hatırlıyorum..ne kadar komediymiş..

mutfağı ve evi annenin bu kadar üzerine yıkmak büyüdükçe çok ters gelmeye başladı bana,hatta olay komedidir ki,beyler bile eşlerine evlilik yıl dönümünde evin eksiklerini gidermek adına hediyeler alırlar..

örnek saç kurutma makinesi,sanki bi tek anne kullanackmış gibi..

birde reklamı vardı arçeliğin bi zamanlar: evde küçük bir arçelikle sevgiye zaman kalır, (ve fonda bir kızcağızın sesi der ki..) ANNEM BANA KALIR..

sanki eve insanvari bi robot aldın, alt tarafı blendır yada mikser aldın ve kendi kendine çalışamıyor malum, o gariban vefakar ve cefakar annenin onun başında durması lazım yine..

neyse annesini seven annesinin şahsi eşyam diyebileceği bi hediye alsın..çiçek vs de olabilir mi, bunu da seneye yazacağım yazıda işlerim :)

333'ten sonra dur ve düşün yazısı

333. yazımın ardından durup düşünme vakti geldi..
eski yazılarıma baktıkça ve birde şu anıma baktıkça kızıyorum kendime,
bu kadar güzel ifade edebiliyorken kendimi, neden daha uzun zamanlar ayıramıyorum yazmaya..
erteliyorum,
erteledikçe birikiyor ve bi kısmı silinip gidiyor..
ama yazsam..
sıkıntılı bi anımda açıp okuyup keyiflenmem mi,şimdi olduğu gibi..
insan içinden geçenleri, hatta bazen içinden geçemeyen, hep kalanları yazabilmeli..
kendimize rağmen yaşamaya çalışıyoruz ya bazen,
her an gibi o an da alınmalı kalemler ele,
yada klavyedeki harflere dokunabilmeli parmaklar..

okuyanlar kendini huzurlu hissedebilmeli, fikrine katılabilmeli,yahut sevmemeli senin tarzını,
ama sen yazmalısın bu hepsinin olabilmesi için..
bir dosta zaman ayırır gibi olmalı,
başına oturmalısın pcnin ve içinden geçenleri karalamalısın buraya, aslında hayata..
söz uçup gidiyor ya,
yazı kalsın diye yazmalısın..

öğretmenlik nasıl gidiyor??

ÇILDIRTICI

the same

insanlar,
bize benziyorlar,
bizim gibiler,

seviyorum..

sizin hiç ilkokul öğretmeniniz öldü mü?












yutkunmak bile zorlaşıyor..

hele birde sizde öğretmen olup hayattan o tadı aldıysanız..

mekanın cennet olsun Celal Hocam,

üzerimde emeğin sonsuz..

asuman krause


















içimdeki asuman krause sevgisine engel olamıyorum :)

jeux de fants

24 nisan cuma 20:45
tv8

GÜN

günlerden birgün,


sıradan olabilir,çok farklı,çok önemli de olabilir..

yanında sevdiklerin olabilir, yada hepsi çok uzakta olabilir..

birileri gürültücü, kimileri sus pus olabilir.

güneşli,yağmurlu, bulutlu,kimbilir belki karlı olabilir..

o gün, bugün olabilir...

ağaçbükünde hayat

enteresan, garip..
köy nufüsü yaklaşık 160 filan,
bakkalda dahil olmak üzere en ufak bi dükkan yok,
haftada 2 kez market arabası geliyor,
ve bu büyük bi nimet,az evvel buraya geldiğimden beri ilk kez bir market arabasından alışveriş yaptım,
çelişkiler dünyası burası.. wireless var, facebook blogger açmaz(hıı bu demek değil ki margo bunun yolunu bulamaz..)
bakkal yok,
teknolojıden uzak bi yer diyemiyorum o nedenle,ama sakin bi yer, ıssız bi yer orası kesin..
bu arada blogger açılırken bu kadarcık kusur kadı kızındada olur diyebileceğim bi sorunum var.. foto yükleyemiyorum..

onuda link vererek halledeceğim..
herkes kendine iyi baksın, emi..

a new beginning

foto

19 mart'ı bekliyorum..

kapak olsun


sipeşıl tenks tu tiyamin.

okumak gerek

GİDİŞİNİ ANLATIYORUM

Sen gidiyorsun ya işine yetişmek için
Saçlarını, gözlerini, ellerini
Neyin varsa toplayıp gidiyorsun ya
Her seferinde bir şey unutuyorsun sıcak
Termometrede yükselen çizgi çizgi
Kim bilir nerelerde soğuyorsun

Senin gözbebeklerin var ya kadın kadın gülen
İnsan insan bakan gözbebeklerin
Beni tutsa tutsa gözlerin tutar ayakta
Beni yıksa yıksa gözlerin yerle bir eder

Ne gelirse onlardan gelir bana
Çalışma gücü yaşama direnci
Mutluluk gibi kazanılması zor
Mutluluk gibi yitirilmesi kolay

Bir açarsın ki mutluyum
Bir kaparsın her şey elimden gitmiş

(1961)
Soluk Soluğa adlı şiir kitabından 1962


Rıfat ILGAZ

happy birthday!!

happy birthday to me!! (tıklayın,izleyin :)

oraya da gitsem bu kadar, buraya da gelsem o kadar

insanoğlu uçurtma misali,
çok çok keyifli çok çok güzel 1 haftalık istanbul turum son bulmuş durumda..
bir kaç fotoğraf var yayınlamayı planladığım ama henüz elime geçmedi fotoğraflar..

azzz sonnraaaa :)

şubat ayının uğuru konusuna gelince tek bir noktadan vurdu beni..
malum konu atamalar.. :S
ama düşündüm taşındım..
"yok ki benim bir yedeğim,yemişim kpss'yi" dedim.konu kapandı..
sustum..

kendimi bunun için mi yorucam ben,kalbimi bunun için mi kırıcam ben :)




19.02.09 nil karaibrahimgil yeni albümünü piyasaya sürdü..
çok bekledim sonunda geldi bu albüm..ihtiyacım vardııı :)

şubat

! ... ! ? :)

heyecan,bekleyiş,heyecan,bilmem ki neler olur,umarım mutlu olurum..

yaşam felsefesi

Güneş her akşam batıp hergün doğuyorsa
Çiçekler solup solup tekrar açıyorsa

En derin yaralar kapanıyorsa
En büyük acılar unutuluyorsa

Neden korkulur hayatta söyleyin bana
Ben neden hep aynı kalayım söyleyin bana

Elbette bazen çiçek açıp bazen solacağım
Elbette daldan dala konup sonra uçacağım
Elbette bazen hızla dönüp bazen duracağım
Elbette bazen söyleyip bazen susacağım

İnanmadım asla inanamam
Herşeyin bir sonu olduğuna

Elbette bugün ağlıyorsam yarın güleceğim
Elbette önce çekip gidip sonra döneceğim

candan erçetin,elbette.

kara

soğuk ve kirli hava..

(bük)

elektronik mektup 3

sevgili ayci,
zaman geçtikçe geri sayımın başladığını hissediyorum..
galiba
adım adım adım adım,
yaklaşıyorum mutluluğa..
o benden kaçmazsa..


minyatür bebekler









hepsi çok güzel, bugün saatlerce bunları inceledim..
satın almak yada incelemek için etsy.com

kırmızı

değişmeyi seviyorum, yazmam için değişikliklere ihtiyacım olduğunu düşündüm..
kırmızı severim zaten,
malumunuz gs'm..

işte böyle..

olsa da yesek,yemesek içsek :)

foto:oguzlar

Mutluluk Üzerine Çeşitlemeler/Daniel Gilbert

Neden âşıklar ihanet eden bir sevgiliyi kirli tabakları lavaboda bırakan bir sevgiliden daha çabuk bağışlar?

Neden gören insanlar kör olmaktan korunmak için, kör insanların görme yetisine tekrar kavuşmak için ödediklerinden daha fazla para ödemeye hazırdır?

Neden hastalar uzun tıbbi işlemleri, kısa olanlardan daha az acı verici olarak hatırlar?

Neden ev satanlar, ev alıcısı olsalar ödemeyi akıllarından geçirmeyecekleri fiyatlar talep ederler?

Neden alışveriş yapanlar, paralarını geri alamadıklarında daha mutlu olurlar?

Neden bir şarkıyı dinlerken başka bir şarkıyı hatırlayamayız?

Neden marketteki kuyruk hep biz ona katıldığımız anda yavaşlar?

Mutluluk Üzerine Çeşitlemeler nasıl mutlu olunacağını anlatan kişisel gelişim kitaplarından değil. O tür kitaplardan birini okuyup, yine de kendinizi çok mutsuz hissettiyseniz, nedenini anlamak için her zaman bu kitaba dönebilirsiniz.

Bu kitap iki bin yıldır birçok düşünürün üzerine kafa patlattığı bir bilmece hakkında.

Neden yıllar sonra sevgili seçimimizi eleştiriyor, mesleki ilerleme stratejilerimizden pişmanlık duyuyor, yaptırmak için can attığımız dövmeleri sildirmek için onca para ödüyoruz?

Problem onlarda mı? Yoksa bizde mi?

Bilim insanları, filozoflar ve hatta cerrahlar dahi tek bir noktayı işaret ediyor: Hayal gücümüz, yani gelecekteki bizleri simule etme yeteneğimiz ne kadar etkileyici olursa olsun, kusursuzluktan çok uzak. Öyleyse, seçim yapan kişi ne yapacak?

Hayatlarımızın büyük gizemlerine dair adeta psikolojik bir polisiye roman olan Mutluluk Üzerine Çeşitlemeler, zihnimizdeki kör noktaları sergilemekle kalmıyor, aynı zamanda bizi tökezleten unsurların pratik çözümlerini sunuyor.

Harvard Üniversitesi'nde Psikoloji profesörü olan yazar Daniel Gilbert; hayatın sırları ve yaşama becerimiz hakkında, şimdiye dek yazılmış en yakası açılmadık satırları bizlerle paylaşıyor. Okumak isteyenler için kaçırılmayacak bir fırsat!

'Mutluluk Üzerine Çeşitlemeler'de Daniel Gilbert, zihnimizin tuhaflıklarıyla ilgili zeki fikirlerini bizlerle paylaşıp, çok hoş ve cazip yollarla bizleri mutluluğa yöneltiyor. Bu kitaba takılırsanız, bol miktarda neşeyi garantilersiniz.'

— Daniel Goleman, Duygusal Zekâ'nın yazarı

'Sizi neyin mutlu ettiğini bildiğinizi mi düşünüyorsunuz? Bu kitap kesinlikle harika. Zihnin çalışma tarzıyla ilgili en derin inançlarınızı tuzla buz edecek.'

— Steveb D. Levitt, Freakonomics'in yazarı

'Hayatlarımızın büyük gizemlerinden birine dair psikolojik bir polisiye roman… Okumanız lazım. Bana güvenin.'

— Malcolm Gladwell, Blink'in yazarı

"esra'nın okumak istediği"

.

doğum-ölüm arası...
yaşam..

gittim,gelcem..

yokum diye kızmayın..
klavyeyi kullanmaktansa,kalemi kullanmayı tercih ediyorum..
geleceğim :)