we want this!!


1453/2009 "İSTANBUL"

hem dinimizde hem de Türklüğümüzde yer bulan en değerli an belki..
İstanbul'un fethi..

""Sende geçebilirsin yardan, anadan, serden...
Senin de destanını okuyalım ezberden...
Haberin yok gibidir taşıdığın değerden...
Elde sensin, dilde sen...
Gönüldesin, baştasın:
Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın! ""
(Arif Nihat ASYA)

bööghhh


bu kadar salak saçmasını görmüşmüydüm??
görmemiştim ama yerel radyolarda daha saçmalarıda var elbet..(dinlemiştim yani)
üzerindeki yeni gömleğiyle ne kadar da çekici,
yeni değil ki,(yanında taşıdığı perwoll'ü çıkarır)bununla yıkandı..
nerden bilion??
oğlum o bnm..
walla de:)


birde 2zler herşeyi paylaşır versiyonu var,adam alaycı ve çok eşlilik yanlısı,ahmakca bi şekilde herşeyimi diye soruyor...
tiksindim sayenizde reklamlardan...

sakla beni

Derdime dert kat yine de bende kal
Bu ömür uğrunda sana heba
Dört mevsim gibisin her günün ayrı güzel
Bu kalp sana yeter
Sakla beni sar kuytularında
Salla serp savur rüzgârlarında
Dolayıp tut beni kanatlarında
Besle beni yar yudum yudum aşkla
Ömrüme yük ol yine de bende
kulun olur seni korur
Ender narin bulunur senin gibi güzel
Yar bu kul sana tapar... (rafet el roman)
;)
seviyorumm

yaşamak

Şu kavga bir bitse dersin,
Acıkmasam dersin,
Yorulmasam dersin;
Çişim gelmese dersin,
Uykum gelmese dersin;
Ölsem desene!
(Orhan Veli)

saba tümer




içimdeki saba tümer sevgisine de engel olamıyorum..

geç-miş

hep uyurdun sen, ben ağlarken..
hep saklandın sen..kendi dünyana...
affet!!!
nefret ettim senden...

uzun zamandır dinlememişim..
dinleyince hatırladım bazı şeyleri..
iyi ki de hatırladım..
iyi ki geçip gidiyor zamanla birşeyler diyebildim..
güzellikler benimle..



(çok daha çarpıcı bir yazı yazabilirdim..gereksiz gördüm..)

aşk, her devirde

küçük ev aletleri ve anneler günü..



küçük ev aletlerini evin bir ihtiyacı olarak değilde anneye bi jest mahiyetinde düşünmek bana ters geliyor.. hatta ben küçükken anneler gününde anneme kase aldığımı hatırlıyorum..ne kadar komediymiş..

mutfağı ve evi annenin bu kadar üzerine yıkmak büyüdükçe çok ters gelmeye başladı bana,hatta olay komedidir ki,beyler bile eşlerine evlilik yıl dönümünde evin eksiklerini gidermek adına hediyeler alırlar..

örnek saç kurutma makinesi,sanki bi tek anne kullanackmış gibi..

birde reklamı vardı arçeliğin bi zamanlar: evde küçük bir arçelikle sevgiye zaman kalır, (ve fonda bir kızcağızın sesi der ki..) ANNEM BANA KALIR..

sanki eve insanvari bi robot aldın, alt tarafı blendır yada mikser aldın ve kendi kendine çalışamıyor malum, o gariban vefakar ve cefakar annenin onun başında durması lazım yine..

neyse annesini seven annesinin şahsi eşyam diyebileceği bi hediye alsın..çiçek vs de olabilir mi, bunu da seneye yazacağım yazıda işlerim :)

333'ten sonra dur ve düşün yazısı

333. yazımın ardından durup düşünme vakti geldi..
eski yazılarıma baktıkça ve birde şu anıma baktıkça kızıyorum kendime,
bu kadar güzel ifade edebiliyorken kendimi, neden daha uzun zamanlar ayıramıyorum yazmaya..
erteliyorum,
erteledikçe birikiyor ve bi kısmı silinip gidiyor..
ama yazsam..
sıkıntılı bi anımda açıp okuyup keyiflenmem mi,şimdi olduğu gibi..
insan içinden geçenleri, hatta bazen içinden geçemeyen, hep kalanları yazabilmeli..
kendimize rağmen yaşamaya çalışıyoruz ya bazen,
her an gibi o an da alınmalı kalemler ele,
yada klavyedeki harflere dokunabilmeli parmaklar..

okuyanlar kendini huzurlu hissedebilmeli, fikrine katılabilmeli,yahut sevmemeli senin tarzını,
ama sen yazmalısın bu hepsinin olabilmesi için..
bir dosta zaman ayırır gibi olmalı,
başına oturmalısın pcnin ve içinden geçenleri karalamalısın buraya, aslında hayata..
söz uçup gidiyor ya,
yazı kalsın diye yazmalısın..

öğretmenlik nasıl gidiyor??

ÇILDIRTICI

the same

insanlar,
bize benziyorlar,
bizim gibiler,

seviyorum..

sizin hiç ilkokul öğretmeniniz öldü mü?












yutkunmak bile zorlaşıyor..

hele birde sizde öğretmen olup hayattan o tadı aldıysanız..

mekanın cennet olsun Celal Hocam,

üzerimde emeğin sonsuz..